Art On İstanbul, ziyaretçileriyle 13 Aralık – 10 Ocak tarihleri arasında Art On İstanbul Piyalepaşa’da Eli Bensusan’ın Bir Damlanın Notaları isimli solo sergisi ile buluşuyor.
Eli Bensusan, 1900’lerin ilk yarısında yazılmış bilim eğitimi kitaplarını kesip yeniden düzenleyerek bir yağmur damlasının yolculuğunu anlatan mitolojik bir hikâye haline getiriyor. Bağlamından koparılmış metinleri yeni bir kitap oluştururcasına, bambaşka bir olay örüntüsünü takip edecek bir şekilde düzenliyor. Aynı dönemde üretilmiş buluntu nesneleri kullandığı asamblaj-heykel çalışmaları vasıtasıyla kurgusal dünyasını seyirciye açıyor. Yıllar sonra tozlu raflardan kurtarılmış kelime, görsel ve nesne yığını kimi zaman şiirsel, kimi zaman eleştirel, kimi zaman da hicivli bir üslup ortaya çıkarıyor. İşlere müzisyen Arad Musosoğlu’nun bestelediği, ve müzisyen Yusuf Hacıalioğlu’nun prodüksiyonuna katkıda bulunduğu sesli anlatı ve canlı ses performansı eşlik ediyor. Dileyenlere yeni bir katman ile pekiştirilmiş bir deneyim sunan ses çalışması aynı hikâyenin müzisyenlerce üretilmiş yeni bir yorumu niteliğinde.
Ecem Arslanay sergiye eşlik eden metninde bir hikâye anlatıcısı olarak seçilen akışkan su damlasının niteliklerini açıyor: Anlatıcı artık “mutlak bilgi”nin taşıyıcısı değildir. Hatta bilginin kendisi kadar onun özneliği de akışkandır. Kimdir anlatıcı? Arşivin içinden karşı-arşiv ören anarşizan bir işçi mi? Hurdaları komposta çeviren oyunbaz bir çocuk mu? Eli’nin yeniden düzenleme, sınıflama, kısmi sansür ve kırpma içeren jestleri, tek ağızlı dikteyi koroya çevirir. Ve koro, sesi çoğaltırken sınırları eritir. Tam da burada, pozitivist tamamlanış yanılsaması dağılır; doğru cevabın kapanışına değil, birlikte açılan soruların poetikasına kulak verilir. Simbiyotik midir? İnsan–hayvan–makine–mikrobiyal bağlarla, suyun devridaimi, tozun uçuşu, element döngülerinin iniş çıkışıyla çoğalan bir *meteor*ontolojik* çokses düşünsek? Yerel, seyyar, sezgisel konuşur; ölçüp biçen beyaz, çıkarımcı, eril merkeze yaslanmaz Parker’ın. [kaynak kitapların yazarı Bertha Morris Parker] sık sık kullandığı “queer” kelimesi de bu çokses içinde yer değiştirir: 40’ların “tekinsiz, eğreti” anlamından bugünün ittifak kuran, sınır bükebilen çoğulluk kipine geçer ve bizi gökkuşağının güzelliğini dinlemeye davet eder.
Eli Bensusan notlarında hikâye anlatıcısı olan damlayı Walter Benjamin'in Pasajlar’da bahsettiği 3 arketipin birleşimine benzetiyor. “O bir Flâneur gibi, deniz altında, karada, yıkıntıların arasında, bulutlarda geziyor ve gözlemliyor. Aynı zamanda o bir paçavracı (chiffonier), atık olarak görülen şeyleri toparlayıp, onların hikayelerini kurtarıyor, yeni yaşamlar vaat ediyor. Eski ölçüm cihazlarının mekanizmalarını kullanıyor, numerik kadranları çıkarıyor, sezgisel bir noktadan doğanın kuvvetlerini anlama çabasını gösteriyor. Son olarak bir hikâye anlatıcısı. Notları ve notaları, hikayesini parçalardan bir araya getirirken kurduğu üslup, tavır, ton ve niyet sözcüklerden öte bir anlam taşıyor. İşaret ettiği parçalar, onları bütününden koparan yıkımı gösteriyor.”
Bir Damlanın Not(a)ları sürekli devinim halinde olan damlanın, yeni doğmuş bir insan gibi dünyaya düşüşü, okyanusun, evrenin çeşitliliğini keşfedişi, karaya çıkıp vadilerin üzerine mektup yazarcasına bıraktığı izleri, uygarlığın doğuşu ile ortaya çıkan kentlerin içinden geçişi, gelen yıkımlara şahit oluşu ve kişisel gayesini ararken ulaştığı sonu, onun notlarından anlatan bir sergi. Bu şekilde bakıldığında gezgin bir damlanın seyahatnamesi gibi görülebilecek çalışmalar, başka bir perspektiften birer nota olarak da okunabiliyorlar. Birer akor gibi öbekleşip, çeşitli armoniler, melodiler oluşturarak bir senfonide bir araya geliyor ve seyirciyi hayatı hikayeleştirmeye, senfonileştirmeye davet ediyor.
Sergiye eşlik eden metin: Ecem Arslanay
Notlar: Eli Bensusan
Sesli anlatı:
Beste: Arad Musosoğlu
Müzik: Arad Musosoğlu & Yusuf Hacıalioğlu
